Giriş » GENEL » Bilişim… Hissedişim.
Bilişim… Hissedişim.
Bilişim , çok eskiye dayanıyor. Tarihin tozlu sayfalarına uğurlanacak denli uzunca bir yaşam katetmesem de , bilişim hatırladığım ilk günlerime dayanıyor. Bilişim ve sonrası diye ikiye ayırabiliriz hayatımı. Eline bir bıçak alıp hayatı orta yerinden kesmek isteyen dengesiz planlarımdan biri gibi göstermemek için uzatıyorum lafı. Bilişim çok eski günlerime kadar uzanıyor, uzanıp geri getiremiyor o günleri, uzatıp beni bırakmıyor orada.
"Bilişimle ilgili bir yazı yaz" dedi iç sesim bana. İç sesim teknik analizlerden uzak, sosyal olguların tam göbeğinde bir yerlerden seslendi bana bu sefer. Dinledim.
Bilişim , çok eskiye dayanıyor. Tarihin tozlu sayfalarına uğurlanacak denli uzunca bir yaşam katetmesem de , bilişim hatırladığım ilk günlerime dayanıyor. Bilişim ve sonrası diye ikiye ayırabiliriz hayatımı. Eline bir bıçak alıp hayatı orta yerinden kesmek isteyen dengesiz planlarımdan biri gibi göstermemek için uzatıyorum lafı. Bilişim çok eski günlerime kadar uzanıyor, uzanıp geri getiremiyor o günleri, uzatıp beni bırakmıyor orada.
"Bilişimle ilgili bir yazı yaz" dedi iç sesim bana. İç sesim teknik analizlerden uzak, sosyal olguların tam göbeğinde bir yerlerden seslendi bana bu sefer. Dinledim.
Bilişim, biliyor oluşumdu. Bildiklerimin aklımda beynimde yer etmesiydi. Yıllar süren bir sürecin başlangıcıydı. "Kendimi bildim bileli" ile başlayan, ebediyete kadar sürüp gidecek olan hissiyatlar bütünüydü. Bildiklerimin başında "anne olgusu" , "baba kucağı" , "kardeş kavgası" varken yılların araya acımasızca girişiyle bu bildiklerim zamanla "anne yokluğu" , "baba özlemi", "kardeş kokusu"na dönüşmüştü. Bilişim beni burada yalnız bırakmıştı işte. Ben sadece yalnızdım ve hisleri "biliyordum".
Zamanla hayatın içinde bir dekor olmadığımı, aslında kendi hayatımın başrol oyuncusu olabileceğimi bilmeye başladım. Üzerimde kabarık bir "prenses eteği" ile kocaman ışıkların altında yürümek ya da hüzün sahneleri arasında bir seçim yapmam gerektiğini bildiğimde de yalnız kaldım. Bilişim bu sefer, bu kararın ortasında yalnız bıraktı beni. Acemiliğime yüz çevirmişti bilişim. Bu sefer hayatın içindeki masal perisi ya da külkedisi olabileceğimi ve bunun benim elimde olduğunu "bilmeye" başladım. Ve bunu bildim bileli daha küçük adımlar atıyorum.
İnsanların aslında bir çok farklı yüzü olduğunu bilişim daha çok yeni. Bunu bana hiç farkettirmeyen içimdeki haylaz kız Polyanna’ya şükranlarımı sunuyorum yeri gelmişken. Bana iyilik yaptığını zannedip aslında ne büyük bir yanlış yaptığının bilincinde değil henüz. Çünkü ona göre her yer toz pembe. İnsanların aslında birden fazla yüzü varmış. Bana gösterdiği yüzleri, gerçek yüzleri ve olduğunu zannettikleri yüzleri varmış. Hayatın çok güzel olduğunu bilişim bunu benden bunca sene gizlemiş. Bunu öğrendiğimde artık hiç birşeyin eskisi gibi olamayacağını "bilmeye" başlıyorum. Bunu bilişim beni ayakları yere basan bir kadın yapıyor. Bu sefer bilişim beni yalnız bırakmıyor, attığım her adımla birlikle yanımda alıyor yerini. Geceleri rüyam, gündüzleri gölgem oluyor. Yayılıyor hayatımın her yerine. Diğer tüm bilişlerimin önüne geçiyor bunu bilişim.
Yani ben, bilişimle yatıp, bilişimle kalkıyorum. Bilişim hayatımın her alanını kontrol ediyor.
"Bilişim" dolu günler dilerim.
ceviz.net

Yazar
- 19 Nisan 2007. Kategori
GENEL.
Bu yazıya yazılan yazıları RSS üzerinden takip edebilirsiniz
RSS 2.0.
Yorum yazabilir veya geri izlemede bulunabilirsiniz.
şu son zmanlarda yaşadğm şeylern üzerine bu makale çok güzel geldi keşke daha önce okumş olsaydm zamnında kendi toparlayamamş oldğm cümlelr yerine bunu alıntı yapardm